• Basın Bülteni


    Kayserİ Ercİyesspor'un YENİ TEKNİK EKİBİ,
    ACIBADEM KAYSERİ HASTANESİ'NDE
    SAĞLIK KONTROLÜNDEN GEÇTİ.


    Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor'un yeni teknik ekibi Fatih Tekke, Hüseyin Cimşir, Ekrem Ekşioğlu, Volkan Kürşat Bekiroğlu ve Hamit Cihan 02 Nisan Perşembe günü (bugün) Acıbadem Kayseri Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçti. Teknik heyetin ilk olarak kan tetkikleri yapıldı. İç hastalıkları, göz, kulak burun boğaz, ortopedi, genel cerrahi ve kardiyoloji bölümlerindeki muayenelerinin ardından teknik heyete akciğer ve kardiyak testlerinin yapılmasıyla sağlık kontrolü tamamlandı.



     
     


    Basın İletişimi İçin:
    Sinan ALDAĞ
    Acıbadem Sağlık Grubu Pazarlama Uzman Yrd.
    0352 207 38 89
    sinan.aldag@acibadem.com.tr


    Hekimlerimizle İletişim İçin:
    ALO ACIBADEM
    444 55 44
    www.acibadem.com.tr



  • Kat kat giyinin, 5 dakikada bir 30 saniye dinlenin!


    SOĞUK HAVADA SPOR YAPMANIN 6 PÜF NOKTASI


    Her gün düzenli yapılan egzersizin faydalı etkileri saymakla bitmiyor. Kan basıncında düşme, ritimde düzelme, kiloda azalma, nefesin açılması, diyabet hastalığı riskinin azalması, vücut direncinin artması ve en önemlisi de kalp krizi riskinin azalması, düzenli egzersizin olumlu etkilerinden. Özellikle bahar ve yaz döneminde daha düzenli olarak yapılan egzersizler, havanın soğumasıyla birlikte ve kış aylarında sıklıkla ihmal edilip bırakılıyor. Kimileri ise kapalı mekanlarda egzersiz yapmayı tercih ediyor. Oysa gerekli önlemler alınarak kış şartlarında açık havada rahatlıkla egzersiz yapılabilir. Çünkü açık havada yapılacak egzersiz ile vücut zindeliği artıyor, kaygı ve depresif yapıda düzelme oluyor ve moral yükseliyor. Ayrıca soğuk havanın getirdiği ek yük nedeniyle kışın yapılan egzersizlerde daha çok kalori harcanıyor. Ancak bilinçli yapıldığı takdirde! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut, soğuk havada spor yaparken dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı.


    1) Bu üç hava durumunda dışarıda spor yapmayın

    Uygun donanımla -17 ile -18 dereceye kadar spor yapılabileceği belirtiliyor. Ancak burada hissedeceğiniz sıcaklık çok önemli. Dolayısıyla yağışı havalarda, tipide ve kuvvetli rüzgarda kapalı alanlardaa spor yapmanız en akıllıca seçim olacaktır. Aksi halde soğukta yapacağımız sporla hastalık ve donma riskine davetiye çıkarmış olursunuz.


    2) Vücut ısınızı koruyan sporları yapın

    Hızlı tempolu yürüyüşler, koşu, bisiklet, buz pateni ve kayak ile orta ve yüksek derecede egzersizlerde önemli miktarda ısı açığa çıktığı için vücudun soğuktan etkilenme oranı daha düşük oluyor. Bunun aksine yavaş tempolu yürüyüş yaparken açığa çıkan ısı miktarı az olduğundan vücut ısısını korumak zorlaşabiliyor ve bu nedenle soğuk havalarda tercih edilmemesi gerekiyor.


    3) Isınma ve soğuma sürecini kapalı ortamda geçirin

    Soğuk havaya çıkmadan önce, kapalı ortamda, en az 5 dakika ısınma hareketi yapın. Dışarıya çıktıktan sonra sporun ağırlık derecesini kademeli olarak arttırın. İlk 10 dakikada hafif tempoda yapın ve 5 dakikada bir, 30 saniye dinlenin. Spora ara verdiğinizi an vücut ısınız hızlıca düşmeye başlayacağı için soğuma süresini kapalı ortamda geçirin.


    4) Vücut sıcaklığınız 37 derece kalacak şekilde giyinin

    Kışın spor yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli konu, bilinçli giyinmek. Hava kaç derece olursa olsun, vücut sıcaklığınızı 37 derecede tutmaya yönelik tedbir alın. Aksi halde vücudunuzun sıcaklık düzeni değişecek ve soğuk havanın bütün olumsuz etkilerine karşı vücut savunmasız kalacaktır.

    • Bu noktada yapılan en büyük hata ise çok kalın giyinmek oluyor. Çünkü kalın giyinmek erken dönemde terleme, soğuma ve üşümeyle sonlanıyor. Bunun sonucunda da vücut hem direncini kaybedip enfeksiyonlara karşı savunmasız hale geliyor hem de sporun erkenden sonlanmasına yol açıyor. Kat kat giyinmeye özen gösterin. Böylelikle ısındıkça üstünüzdeki kıyafetleri çıkarabilir ve dinlenmeyle birlikte tekrar giyebilirsiniz.
    • Terletmeyen sentetik içlik üzerine, ısıyı koruyacak yünlü bir elbise ve en dışa su geçirmez kaban giyin. Pamuklu iç giyim teri emeceği için önerilmiyor.
    • Isı kaybının yüzde 50'si baş boyun bölgesinden gerçekleştiği için mutlaka şapka, bere ve boyunluk kullanın.
    • Çok soğuk havalarda kar maskesiyle ağız ve burnunuzu kapatmanız soluyacağınız havayı nemlendirerek, fayda sağlayacaktır. Solunan havanın nemlenmesi ve ısınması ile nefes darlığı şikayetleri minimale iner.
    • Işığı yansıtacak açık renk giysiler giyin, böylelikle vücudunuzun oluşturacağı ısı dış ortama daha rahat verilebilir.
    • Ellerinizi eldivenle koruyun. Isıyı tutacak çoraplar tercih edin.
    • Ayakkabılarınızın kaymayı ve düşmeye azaltacak özelliklere sahip olmasına dikkat edin.


    5) Bol miktarda su için

    Kış sporlarında da yaz mevsimiyle karşılaştırılacak kadar sıvı kaybı oluyor. Üstelik bu durum çoğunlukla fark edilmiyor. Bu nedenle mutlaka bol miktarda su tüketmeye özen gösterin. Meyve suları ve enerji içecekleri, içerdikleri karbonhidrat nedeniyle önerilmiyor. Alkollü içecekleri de sıvı kaybını arttıracağı için spor öncesinde tüketmekten kaçının.


    6) 10 dakika sonra duş alın

    Öncelikle terin vücut üzerinde soğumasını engellemek için spor sonrasında içliğinizi mutlaka değiştirin. Spordan sonra, 10 dakikalık soğuma periyodu sonrasında duş alabilirsiniz. Alacağınız duş sayesinde vücut üzerindeki terin soğuması engellenecek, ortaya çıkan ısı stabilize edilecek ve ani soğuma önlenmiş olacaktır.


    Dikkat!  Hipotermi gelişebilir?


    • Kalp hastaları, kalp krizi için risk taşıyanlar, astım hastaları ile Raynaud hastalığı olanlar soğukta spor yapmadan önce doktorlarıyla mutlaka görüşmeli. Aksi halde hastalıkları kötüleşebiliyor.
    • Bilinçli davranılmadığı takdirde soğuk havada spor yapmak kalp krizi, ritim bozukluğu ile astım krizi riskini arttırıyor.
    • Soğuk havanın en korkulan diğer 2 etkisi de, donma ve hipotermi denilen vücut sıcaklığının aşırı düşmesi. Üstelik hipotermide süreç yavaş gelişiyor ve kişi bu durumun farkına varmayabiliyor. Bu nedenle uyku hali, konuşmada ağırlaşma, derin soluk alma isteği, el ve ayaklarda ağırlık hissi, kontrolsüz el ve ayak hareketleri, davranış değişiklikleri ve titreme sorunlarında zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak, yaşamsal önem taşıyor.


    Basın İletişimi İçin:
    Funda ÇATAR
    Basın İlişkileri Sorumlusu
    0216 544 29 60
    0533 256 03 04
    funda.catar@acibadem.com.tr

    Aslı TEKÖZ KAHRAMAN
    Basın İlişkileri Sorumlusu
    0216 547 35 58
    0532 501 11 45
    asli.tekoz@asg.com.tr

    Duygu YILMAZ
    Basın İlişkileri Sorumlusu
    0216 547 35 58
    0532 773 67 11
    duygu.yilmaz@acibadem.com.tr

    Sezen MUTLU
    Basın ve İletişim Uzmanı
    0216 544 96 93
    0539 584 86 54
    sezen.mutlu@acibadem.com.tr





  • Yürürken 3, koşarken 10 kilo yük biniyor


    DİZLERİ GENÇ VE DİNÇ TUTMANIN 5 YOLU


    Gün içinde vücudunuzun tüm yükünü ayaklar mı yoksa dizler mi çekiyor derseniz birinci sırada dizlerin geldiğini söylemek yanlış olmaz. Ancak dizlere daha az yük binmesini engellemek de gerekiyor. Acıbadem International Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, taşıdığımız her fazla kilonun dizlere yürürken 3, koşarken 10 kilo fazladan yük bindiğini belirtiyor. Dizlere binen yükün artması nedeniyle dizleri saran kıkırdaklarda aşınmalar ve harabiyet oluşuyor. Bunu da kemiklerdeki şekil bozuklukları (osteoartrit), ağrı ve hareket kısıtlılığı takip ediyor.


    Hayat boyu diz sağlığını korumaya yarayacak bazı önerilerde bulunan Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, başlıca 5 önemli konuya dikkat çekiyor.


    1) KİLONUZA DİKKAT EDİN:

    Dizinize fazla yük bindirmeyin. Sahip olduğunuz her fazla kilo dizlerinize yürürken 3 kilo koşarken 10 kilo fazla yük bindirir. Merdiven çıkarken acele etmeyin, korkuluktan tutunun.


    2) DİZ KASLARINI GÜÇLENDİRİN:

    Uyluk kaslarınızı kuvvetlendirin. Düzenli egzersiz diz kaslarını kuvvetli tutmanın başlıca yoludur. Düzenli olarak günde 30 dakika egzersiz yapılmaya çalışılmak önemlidir. Diz çevresindeki kasların kuvvetli olması dizde kıkırdak hasarını önleyen en önemli faktörlerin başında gelir. Dizin üst-ön bölümünde yer alan Quadriseps kasının yüzde 25 daha kuvvetli olması bile diz kemiklerindeki şekil bozukluklarının oluşmasını yüzde 30 oranında azaltıyor. Dizlerdeki kaslar, dizin üst ve iç tarafındaki kaslardır. Otururken dizlerinizi sıkıştırmak bu kasları kuvvetlendirmenin basit bir yoludur.


    3) DİZE YÜK BİNDİREN HAREKETLERİ YAPMAYIN:

    Dizinizi 90 dereceden fazla bükmemeye çalışın, günlük hareketler sırasında veya spor yaparken dizinizle ayağınızın aynı dizilimde olmasına dikkat edin. Spor sonrasında ağrı hissettiğinizde bunu hafife almayın. Ağrı azalıncaya kadar egzersize ara verin bu sürede dizinize yük bindirmeyen diğer egzersizleri yapabilirsiniz. Ağrı 2 hafta içinde düzelmezse bir sağlık kuruluşuna başvurun.


    4) DİZE DOST SPORLAR YAPIN:

    Diz yaralanması osteoartrit oluşma riskini katlayarak artırır. Dizlerde yaralanma riskinin az olduğu sporlar yapılmalı. Günlük hafif egzersizler, ara sıra yapılan ağır egzersizlerden daha faydalıdır. Yapılan egzersizler kuvvetle birlikte esnekliği de artırmalıdır. Yürüme, yüzme, yoga, pilates esnekliği de arttıran sporlardır.


    5) DOĞRU AYAKKABI DİZLERİ DE KORUR:

    Doğru ayakkabı seçimi önemlidir. Ayakkabıların ayaklara vücudun yükünü anatomik olarak dağıtacak şekilde olması gereklidir. Ayakkabıların anatomik olması veya ayaklarda şekil bozukluğu varsa bunları düzeltecek şekilde olması dizlere binen yükü azaltır. Yüksek topuklar kemiklerde şekil bozukluğu oluşmasına neden olur.


    Dizlerde en çok bu hastalıklar çıkıyor!

    Dizlerde en fazla görülen hastalıklar hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, bunları şöyle sıralıyor:
    − Diz hastalıkları akut veya kronik olarak karşımıza çıkabilir. Akut diz hastalıkları daha çok yaralanmalar sonucu oluşuyor.
    − Şiddetli yaralanmalar sonucu dizde kırıklar ve çıkıklar görülebilir. Bu yaralanmaların tanınması ve acil tedavisi önemlidir.
    − Dizlerde yaralanmalara bağlı menüsküs yırtıkları, bağ ve tendon yaralanmaları özellikle genç erkeklerde sık görülür.
    − Dizde artrit, kronik hastalık oluşturur. Artrite bir çok romatolojik hastalık yol açabilir. (Romatoid artrit, gut vs)
    − Çocuklarda büyüme çağında kemiklerin hızlı büyümesine diz kapağındaki tendonun uyum gösterememesi nedeniyle, aşırı gerilmeye bağlı kronik diz önü ağrısı oluşabilir. (OsGood Schlatter Hastalığı)
    − Genç hastalarda (özellikle genç kadınlarda) diz kapağı kemiğinin dizilim bozukluğuna bağlı diz önü ağrısı sık görülür.
    − Orta yaşlı erkek ve kadın hastalarda dizlerde dizilim bozukluklarına bağlı eklemde artan yüklere bağlı eklem aralıklarında daralma, hareket kısıtlılığı ve ağrı şikayetleri oluşabiliyor.
    − Özellikle kadın hastalarda yaşla birlikte dizlerdeki kıkırdaklarda yumuşama, yıpranma ve ileri durumlarda dizlerde şekil bozuklukları ve kireçlenme gelişebilir.
    − Bu hastalıkların ilk tedavisi ameliyat dışı yöntemlerledir. Bu amaçla aktivite modifikasyonu, soğuk uygulama, nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar, bitkisel destek tedavileri, dizlikler ve fizik tedavi kullanılabiliyor. Bu tedaviye cevap vermeyen hastalarda cerrahi tedavi seçenekler gündeme geliyor.


    Basın İletişimi İçin:
    Birsel SANCAR AYAZ
    Basın İlişkileri Sorumlusu
    0216 544 38 49
    0532 255 29 34
    bsancar@acibadem.com.tr Funda ÇATAR
    Basın İlişkileri Sorumlusu
    0216 544 29 60
    0533 256 03 04
    funda.catar@acibadem.com.tr Aslı TEKÖZ KAHRAMAN
    Basın İlişkileri Sorumlusu
    0216 547 35 58
    0532 501 11 45
    asli.tekoz@asg.com.tr Duygu YILMAZ
    Basın İlişkileri Sorumlusu
    0216 547 35 58
    0532 773 67 11
    / duygu.yilmaz@acibadem.com.tr Sezen MUTLU
    Basın ve İletişim Uzmanı
    0216 544 96 93
    0539 584 86 54
    sezen.mutlu@acibadem.com.tr





  • Safra kesesi taşları kadınlarda 2 kat fazla görülüyor


    YEMEK SONRASINDA GELİŞEN KARIN AĞRISINA DİKKAT!


    Sindirim sistemini en sık etkileyen problemlerden biri olan ve toplumda her 100 kişiden 10'unda görülen safra kesesi taşları sıklıkla belirti vermediği için genellikle başka bir sağlık sorunu için veya check-up sırasında çekilen karın ultrasonografisinde tesadüfen tespit ediliyor. Belirti verdiğinde ise en sık "şiddetli karın ağrısı" ile kendini gösteriyor.


    Karın ağrısı genellikle kızartma gibi yağlı yiyecekler, yumurta, çikolata ve kahve tüketiminden sonra gelişiyor. Bunun nedeni ise bu tür besinlerin safra kesesinin kasılmasına yol açmaları. Acıbadem Kadıköy Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Nihat Yavuz, safra kesesi taşlarının tedavide geç kalındığında 'ölümcül' tablolar oluşturabileceğini belirterek, bu nedenle 'karın ağrısının' asla ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor!


    Kadınlarda 2 kat fazla görülüyor!

    Safra kesesinde oluşan taşların gelişiminde yaş ve cinsiyet önemli faktörleri oluşturuyor. Kadınlarda özellikle 30 yaşından sonra erkeklere göre 2 kat daha fazla görülüyor. Bunun hamilelik, beslenme ve hormonal nedenlere bağlı olduğu düşünülüyor. Ayrıca şişmanlık, çeşitli ilaçlar, hormon tedavisi, beslenme şekli, iltihabi bağırsak hastalıkları, mide ameliyatı ve bazı kan hastalıkları da riski artırıyor.


    Şiddetli karın ağrısının nedeni, "safra taşları" olabilir!

    Safra taşlarının yüzde 70-80'i belirti vermiyor ve bu nedenle tesadüfen başka sağlık sorunları için yapılan tetkiklerde tespit ediliyor. Safra taşının oluşturduğu belirtiler değişiklik gösterse de, en tipik belirtisini, hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşüren ve ani başlayan şiddetli karın ağrısı oluşturuyor. Ağrı karnın sağ üst veya orta bölümünde duyuluyor, sağ omuza ya da sırta yayılım gösteriyor, 2-3 saat içinde de kayboluyor. Bazen ağrıya bulantı da eşlik edebiliyor. Eğer bu durum uzayıp iltihabi süreç başlarsa o zaman ağrıya ateş de eşlik edebiliyor. Bazı hastalarda ise ağrı olmaksızın, sadece hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve kusma gibi yakınmalar görülüyor.


    Tedavide geç kalındığında ölümcül olabiliyor

    Safra kesesi taşından kurtulmanın tek çözümü ise ameliyat! Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Nihat Yavuz, safra kesesi taşlarında operasyonun kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunarak geç kalındığında oluşabilecek sorunları şöyle sıralıyor: " Taşlar safra kesesinin çıkışını tıkayarak 'safra kesesi iltihabına' ve buna bağlı olarak hayati risk oluşturabilen safra kesesinin delinmesi ve safra kesesi çevresinde abselere yol açabiliyor. Ayrıca safra kesesinden bağırsağa geçerek bağırsak tıkanıklığı gelişebiliyor. Bunların yanı sıra safra kesesindeki küçük taşların safra kanalına düşmesi ya da safra kanalında gelişen taşların kanalı tıkaması sonucu vücutta safranın birikmesiyle karakterize olan tıkanma sarılığı, pankreas bezinin iltihabı ya da safra kanallarının enfeksiyonu gibi ölümcül tablolar oluşturabiliyor."


    Göbek deliğinden "izsiz" operasyon

    Safra kesesi taşları günümüzde "tek port" yöntemiyle, ciltte iz bırakmadan tedavi edilebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Nihat Yavuz, ana prensibi laparaskopik operasyona dayanan "tek port" yönteminde göbekten uygulanan tek bir kesiyle safra kesesinin alınabildiğini belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: "Tek port yönteminin en önemli avantajı, kesi izi olmaması nedeniyle çok daha iyi kozmetik sonuçlar alınması. Bunların yanı sıra daha az ağrı, 12-24 saat içinde taburcu olma ve 4-5 gün içinde normal günlük işe dönebilme gibi pek çok avantaj sunuyor. Ayrıca hastada safra kesesindeki sorunlara eşlik eden göbek fıtığı da varsa, onarılması daha kolay oluyor"


    Safra kesesi nedir?


    • Safra kesesi, karaciğerin alt bölümünde yer alan, uzunluğu 7-10 cm, kapasitesi 50 ml olan armut şeklinde bir kesedir.
    • Safra kesesi, karaciğerde üretilen safrayı depolayıp, yoğunlaştırıyor ve gerektiği durumlarda onikiparmak bağırsağına gönderiyor. Safra sayesinde bağırsakta yağ sindirimi sağlanıyor. Safra özellikle yağda eriyen vitaminler A, D, E ve K gibi vitaminlerin vücutta emilimine de yardım ediyor.



    Basın İletişimi İçin:
    Funda ÇATAR
    Basın İlişkileri Sorumlusu
    0216 544 29 60
    0533 256 03 04
    funda.catar@acibadem.com.tr

    Aslı TEKÖZ KAHRAMAN
    Basın İlişkileri Sorumlusu
    0216 547 35 58
    0532 501 11 45
    asli.tekoz@asg.com.tr

    Duygu YILMAZ
    Basın İlişkileri Sorumlusu
    0216 547 35 58
    0532 773 67 11
    duygu.yilmaz@acibadem.com.tr

    Sezen MUTLU
    Basın ve İletişim Uzmanı
    0216 544 96 93
    0539 584 86 54
    sezen.mutlu@acibadem.com.tr


  • Sponsorlarımız



  •  
  •  
  •  
  •  
  • - Kayseri Erciyesspor Kulübü